Türkiye'de Ceza Sistemi ve Akıl Sağlığı Krizi: Kimse Olması Gereken Yerde Değil - Son Dakika
Dünya

Türkiye'de Ceza Sistemi ve Akıl Sağlığı Krizi: Kimse Olması Gereken Yerde Değil

Türkiye\'de Ceza Sistemi ve Akıl Sağlığı Krizi: Kimse Olması Gereken Yerde Değil

Türkiye'deki adalet ve sağlık sistemindeki yapısal sorunlar, suç işleyenlerin ıslah edilmeksizin hızla cezaevlerinden serbest bırakılması ve akıl sağlığı sorunları yaşayan bireylerin tedavi merkezlerine yerine cezaevlerinde tutulmaları nedeniyle büyük bir çelişki yaratıyor. Ceza kanunlarının suçları önleme işlevini yitirdiği, topluma kazandırılmadan serbest bırakılan suçluların tekrar suç işleme riski yarattığı belirtiliyor.

13.11.2024 16:04  Güncelleme: 16:07

Türkiye'de adalet ve sağlık sistemindeki yapısal sorunlar, toplumun en kırılgan bireylerini koruyamıyor. Bir yanda suç işleyenlerin ıslah edilmeksizin hızla cezaevlerinden serbest kalmaları, diğer yanda ciddi akıl sağlığı sorunları yaşayan bireylerin uygun tedavi alabilecekleri merkezler yerine cezaevlerinde tutulmaları, ülke genelinde büyük bir çelişki yaratıyor.

Hukukçular, uzmanlar ve mağdur yakınları, bu sistemin caydırıcılıktan uzak, adaletsiz ve her iki tarafta da mağduriyet yaratan bir yapıya dönüştüğüne dikkat çekiyor. Kısaca, Türkiye'de kimse olması gereken yerde değil.

Caydırıcılık Sorgulanıyor, Cezalar Anlamsızlaşıyor

Türkiye'deki ceza kanunlarının suçları önleme işlevini yitirdiği sıkça gündeme getiriliyor. Birçok suçlu, cezaevlerinde gereken ıslah sürecini geçirmeden hızla serbest kalıyor. Bu kişiler topluma kazandırılmadan, rehabilite edilmeden dışarıya çıkarken, işledikleri suçlar toplumda tekrar eden riskler yaratıyor. Sistemin caydırıcılıktan uzak olduğunu vurgulayan Avukat Aziz Emre Yılmaz, bu durumun suçların tekrarlanma olasılığını artırdığını belirtiyor.

Yılmaz, "Cezaevine girip hızlıca çıkan bireyler, etkili bir rehabilitasyon ve caydırıcı süreçten geçmeden topluma geri dönüyor. Bu da toplumda adalete ve güvenlik sistemine olan güveni zedeliyor" diyor.

Akıl Hastalığı Olanlar Cezaevinde, Tehlike Arz Edenler Serbest

Psikiyatrik rahatsızlığı olan bireyler için de durum aynı derecede vahim. Akıl sağlığı sorunları nedeniyle toplum için potansiyel tehlike arz eden bazı bireyler, suç işlediklerinde tedavi merkezlerine yerleştirilmeleri gerekirken cezaevine gönderiliyor. Ruh sağlığı hastanelerinin kapasite sorunları nedeniyle gözlem altına ve tedavi sürecine alınamayan bu kişiler, aylarca cezaevinde tutuluyor. Cezaevindeki bu süreçte, tedavi alamadıkları için durumları daha da kötüleşiyor. Bu, hem hasta birey için hem de onunla aynı ortamda bulunan diğer mahkumlar ve cezaevi personeli için tehlikeli bir ortam yaratıyor

Avukat Aziz Emre Yılmaz, bir müvekkilinin yaşadığı trajik durumu örnek göstererek bu konudaki mağduriyetin boyutlarını ortaya koyuyor: "Şizofreni hastası olan bir müvekkilimiz, cezaevinde hijyen ihtiyaçlarını dahi kendi başına karşılayamıyor. Tuvalet ihtiyacını bazen uygun olmayan yerlere veya üzerine yapıyor. Kendini temizleyemediği için koğuş arkadaşları yardım etmeye çalışıyor, personeller de durumun farkında ve ellerinden geleni yapıyor. Ancak bu kişinin olması gereken yer bir akıl hastanesi. Cezaevi, onun için tedavi değil; aksine, daha da kötüleştiği bir ortam. Mevcut sistem, suç işleme potansiyeli yüksek kişilere önceden ulaşamıyor, bu kişiler adeta toplum içinde kaybolup gidiyor, ta ki suç işleyip bir başkasına zarar verene kadar. Aile her ne kadar mevcut tehlikeyi öncesinde yetkililere bildirse de, kişinin rızası olmadan ya da bir başkasına zarar vermeden zorunlu tedaviye tabi tutulamayacağı söyleniyor."

Kimse Olması Gereken Yerde Değil

Akıl sağlığı hastanelerindeki yoğunluk nedeniyle akıl hastalarının tedaviye ulaşamaması ve cezaevine gönderilmesi, aynı zamanda bu bireylerin topluma kazandırılmasını da engelliyor.

Yılmaz, "Ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde yer bulunamadığı için cezaevine gönderilen hastalar için bekleme süreleri en az 6 ay. Bu süreçte, gözlem altına alınamayan ve tedavi göremeyen bireylerin durumu daha da kötüleşiyor" diye açıklıyor. Yeterli tedavi sürecinden geçmeyen bireylerin, ilerleyen dönemde topluma zarar verme riskleri daha da artıyor.

Çarpık Sistem: Hem Toplum Hem de Mağdurlar Risk Altında

Türkiye'de ceza ve sağlık sisteminde yapısal değişikliklere gidilmedikçe, "Kimse olması gereken yerde değil" ifadesi, yaşanan çelişkiyi özetlemeye devam edecek. Cezaevinde olması gerekenlerin dışarıda, hastanede olması gerekenlerin cezaevinde tutulduğu bu çarpık düzen, adalet ve sağlık sistemlerinin güvenilirliğini zedeliyor.

Avukat Aziz Emre Yılmaz, "Sistem, hem suçluların cezalarını anlamlı hale getiremiyor, hem de akıl hastalarının tedavi süreçlerini aksatıyor. Suç işleyen ve caydırıcı tedbirler uygulanması gereken bireyler hızla serbest kalırken, akıl hastası olan bireyler, kapasiteleri dolu hastanelere erişemedikleri için cezaevinde tutulmak zorunda kalıyor. Bu, toplumun genel güvenliği ve sağlık sistemi açısından ciddi bir risk" diyerek Türkiye'de bu sorunların artık çözülmesi gerektiğini belirtiyor.

Türkiye'de Kimse Olması Gereken Yerde Değil.


Advertisement